Ara
2012
Futbolun en zor işidir hakem olmak. Bazen bir hareketi saliselerle kaçırırsınız ve farklı yorumlarsınız. Bazen çok hafif bir temasla penaltı olur siz göremezsiniz. Bazen tam önünüzde olmuştur olay ama o elin kime ait olduğuna karar vermek için sadece bir kaç saniyeniz vardır ancak. Ve en zoru da, siz sadece bir kez ve oyunun normal hızında gördüğünüz pozisyonları yorumlayan insanların sizi eleştirmesidir. Defalarca izleyip bi karara vardıkları pozisyonlar da hakemleri çok rahat eleştirip, "bunlarda hakem mi?" diye yapılan yorumları duymak bir hakem için nasıl bir duygudur siz düşünün.
Hele ki ülkemizde yapılan yorumları ve özellikle bazı kulüplerimizin tavırlarını göz önüne alırsak, sanırım bu meslek daha da zorlaşıyor. Onun için en zor iş onlarındır sahada. Futbolcular kadar efor sarfederken, futbolculardan daha zor kararlar vermektir onların işi.
Ülkemiz de top oynayan yerli ve yabancı oyuncuların tavırları da zorlaştırıyor işlerini elbette. İngiltere' de, İspanya' da, Almanya' da oynarken hakemin kararlarına sesini çıkarmayan oyuncular, ülkemize gelince hakemlerimize her türlü davranışı hak görüyorlar. Acaba yıldız kaprisi mi bu? Kimisin de karakter meselesidir bu. Nereye gitse aynıdır. Elbette karakteri olduğu için eleştirmiyecek değiliz ama, en azında kendi ülkesinde başka Türkiye' ye gelince başka olmuyorlar. Ama kendi ülkesinde hakeme itiraz dahi etmeyen oyuncunun, ülkemizde hakeme GAY anlamına gelecek el hareketi yapması kabul edilebilecek gibi bir davranış değildir.
Şimdi düşünün; hakem bir karar vermiş, oyuncuya kırmızı kart göstermiş (doğru ya da yanlış o konuya girmeden) oyuncunun itirazı, el hareketi, üstüne birde yüzüne oyuncunun konuşurken ağzından çıkan tükürük suratına geliyor. Bu durumda siz olsanız nasıl bir rapor hazırlarsınız. Bunu düşünerek şimdi hakeme karşı başlatılan linç kampanyasını bir daha düşünelim, tarfsız olarak.
İşte böyle bir ortamda genç ve gelecek vaadeden bir hakemi daha kaybediyoruz. Hakem raporda o anki durumu anlatmıştır. Fakat hiçbir hakemin milyonların izlediği bir olayda yalan rapor yazacağını düşünmüyorum. Bu durumda oyuncusunu hiç kusuru yokmuş gibi savunup, hakemide linç edecek sözler söyleyen kişiler asla ve asla Türk futbolunu ileriye götüremez. Tesisler, tv yayınları, maç gelirleri vs. den önce bizi ileriye taşıyacak olan bu anlayış olacakken, yöneticilerimiz hala taraftar gibi düşünerek, Türk futbolunu ve Türk hakemliğini kaosa sürüklüyor.
Türk futbolunda başkanlar, kendi takımlarının çıkarı kadar, Türk futbolunuda düşünürse eğer ancak o zaman aşama kaydedebiliriz. Yoksa ne sportif başarı, ne de mali başarılar kalıcı olmaz.












2013
2012


